Teknoloji değişirken, internet de değişiyor ve hayatımızda yer alan her elektronik cihazda ve her konuda internete daha fazla bağımlı hale geliyoruz. Dijital dönüşümün yaşandığı, akıllı ve bağlanabilir ürünlerin hayatımızın her köşesini kapsadığı bu çağda, şüphesiz yaşantımız her geçen gün daha da kolaylaşıyor ve bu hızlı dönüşüm, toplumsal refahın gelişimini de büyük ölçüde etkiliyor.
Dijital dönüşüme tüm heyecanıyla tanık olduğumuz şu dönemde, iş ve yaşam alışkanlıklarımızı değiştiren teknolojik trendlerinin başında nesnelerin interneti geliyor. Nesnelerin interneti kavramının omurgasını teşkil eden konuyu ise makineler arası iletişim yani M2M oluşturuyor. M2M’le insanların dahil olmayacağı yalnızca makineler arası bilgi akışının sağlanacağı özel iletişim platformları sayesinde gelecekte bugünkünden çok daha hızlı bağlantılarla zettabaytlarca veri üretilip tüketileceği öngörülüyor. Bu geleceğe elbette şirketler de kendilerini hazırlıyor. Türkiye’de de M2M örnekleri giderek artarken, bu alanda sadece bu yıl içinde 500 milyon TL’lik bir pazarın oluşması bekleniyor.
M2M ekonominin verimliliğini artıracak bir çözümler bütünü
Ülkemizde her ne kadar M2M’in en yaygın uygulama alanı mobil araç takibi olarak öne çıksa da makineler arası iletişim mobil araç takibinin çok ötesinde bir konuyu içeriyor. Kurumların makine türü varlıklarıyla sürekli bir mobil bağlantı üzerinden akıllı bir iletişim kurmalarını ve bu sayede bu varlıklarını çok daha verimli bir biçimde yönetmelerini sağlayan M2M teknolojisi; trafik sistemleri, ulaşım, lojistik, kamu hizmetleri, elektrik, su, doğalgaz sayaçları, akıllı şebekeler, güvenlik bağlantılı binalar, ev aletleri, tıbbi otomasyon, uzaktan sağlık (teletıp), ATM, satış noktaları, kritik satış altyapıları, akıllı tarım uygulamaları, görüntüleme ve kontrol sistemleri gibi pek çok alanda cihazların uzaktan izlenmesini ve yönetilmesini sağlıyor. Ve bu anlamda, toplamda ülke ekonomisinin verimliliğini artıracak bir çözümler bütünü olarak öne çıkıyor.
Birçok nesneyi içine alan M2M teknolojisine dönük örneklerin sayısı ülkemizde de son zamanlarda giderek artıyor. Bu alanda çok sayıda çözüme sahip olan Turkcell, örneğin belediyelere sunduğu telemetri çözümleriyle şehirdeki parkların sulama sistemlerinin uzaktan kontrol edilmesine olanak sağlıyor. Parktaki vanaların kontrolü uzaktan yapılarak veriler anlık olarak merkezdeki ekranlardan görülebiliyor ve böylece aşırı sulamanın ve yol kayganlığının önüne geçilirken, belediye çalışanları da yerinde müdehaleye gerek duymuyor.
Yine bir başka telemetri örneğinde ise kümeslerin sıcaklık ve nem kontrolleri uzaktan yapabiliyor. Kümeslerin sıcaklık ve nem değerlerindeki ani değişimleri izleyebilmek için Turkcell GPRS altyapını kullanan işletmeler, kümeslerde yaşanan olağanüstü durumlara zamanında müdehale ederken, maliyetlerini düşürüp tasarruf sağlıyor.
M2M çalışmalarına Turkcell olarak hem bağlantı hızı hem de üretilen verilerin bulutta saklanması ayağında hazırlıklar yaptıklarını belirten Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, akıllı araç, akıllı bina, akıllı endüstri, akıllı enerji ve sağlık telemetrisi başlıkları altında çok sayıda çözüm sunduklarını belirtiyor.
Araç takip sistemi en popüler M2M çözümü
Türkiye’de M2M uygulamaları daha çok araç takip sistemlerinde kendini gösteriyor. Araçlara takılan iletişim modülleri üzerindeki SIM kartlar sayesinde aracın sadece lokasyonu değil ayrıca beynindeki tüm bilgiler merkezi sunuculara aktarılıyor ve bu şekilde araçta olmadan aracın hızı, servis bakımı zamanı ya da herhangi bir sorunun olup olmadığı da gözlemlenebiliyor.
Araç takibi konusunda kargo firmaları ve otobüs firmaları ile çalışan Avea da M2M uygulamalarını son zamanlarda artıran şirketlerden biri. Avea, THY’ye yemek ve hizmet servisi sunan Turkish Do&Co firmasının, havaalanı içinde yemek araçlarını takip edip yönetmesine imkan tanıyor. Projede takip edilen araçlarla birlikte, araçların taşıdığı yemek kabinlerinin de sıcaklıkları takip altına alınıyor.
Avea’nın bir diğer dikkat çeken M2M uygulaması ise Eyüp Belediyesi’yle adım attığı akıllı belediye projesi. 2012’de tamamlanması beklenen projede, çöp toplama hizmetlerinin optimizasyonu, QR kod ile tarihi alan bilgilendirilmesi, saha personeli otomasyonu, çalışan güvenliği ve koordinasyonu gibi modüllerle akıllı belediye kavramı somutlaştırılıyor.
M2M en hızlı büyümeyi sağlık sektöründe yapacak
Türkiye’de dediğimiz gibi daha çok araç takip sistemleri ve sayaç okumada kendini gösteren M2M, Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş’a göre en hızlı büyümeyi sağlık sektöründe yapacak. Zira sağlık telemetrisi, hastaların tansiyon, şeker gibi ölçümlerini evde yapıp, bu cihazlara entegre edilen SIM kartlar sayesinde muayenehane veya hastaneye gitmeden tüm kayıtları ve ölçümleri doktorlara ulaştırabiliyor. Ve bu bakımdan yalnızca hastane ve sağlık kuruluşları tarafından değil bireyler tarafından da tercih ediliyor.
Avea Ar-Ge Direktörü Egemen Kurdoğlu’na göre cihazlar arası iletişim ile insanlar sağlık konusunda gözetime daha açık olurken, aynı zamanda daha net bilgiye sahip oluyorlar. Bu anlamda M2M çözümlerine en fazla ilgi gösteren sektörlerin başında sağlık sektörü geliyor.
Sağlıkla birlikte ulaşım, perakende ve kamu bu sistemlere en fazla ilgi gösteren sektörler arasında yer alıyor.
Vodafone M2M’de global ağından faydalanıyor
Gelecek Gündemde çalışmasıyla M2M uygulamalarına geniş bir yer veren Vodafone ise Vodafone İş Ortağım ile makineler arası iletişim çalışmalarını hızlandırırken, hizmet verdiği firmalara sahip olduğu global ağın avantajlarını yaşatıyor. Oksijen Ar-Ge Genel Müdürü Arda Özgün’ün verdiği bilgilere göre, Vodafone Türkiye’den hizmet alan firmalar, Vodafone’un global ağı sayesinde sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bu çözümlerin avantajlarını yakalıyor. Örneğin, Turkiye’deki bir beyaz eşya, otomotiv veya tüketici elektroniği üreticisi makineler arası iletişim uygulamalarını kullanmak üzere cihazlarına SIM kartı yerleştirdiğinde, üretici firma bu cihazların satışının yapılacağı her ülke operatörlüyle ayrı anlaşmalar yapmak, ülkeye göre değişen farklı SIM kartlarını kullanmak ve bu cihazlarla olan iletişimin sağlanması için farklı teknolojiler kullanmak durumunda kalmıyor.
Güvenlik teknolojisi M2M’le elele
M2M alanında en büyük gelişmeyi yaşayan teknolojilerden biri de güvenlik teknolojisi. Pronet Genel Müdürü Metin Kastro’nun verdiği bu bilgiye göre, güvenlik teknolojisi, kameralar ve erişim kontrol cihazları tarafında analog sistemden dijitale geçtiğinde bu konudaki en büyük gelişmeyi yaşadı. Özellikle de geçiş sistemleri ile entegre olabilen IP yapısı ile güvenlik görevlilerinin algısına bağlı olan güvenlik sistemleri, entegre işleyen bir yapıda kendi içinde iletişime geçerek artık sahaya bilgi aktarır hale geldi. IP platformuna taşınan her sistem gibi, güvenlik sistemleri de, özellikle çok merkezli kurumların birbiri ile konuşan sistemler sayesinde merkezi bir güvenlik kontrolünün yapılabilmesini sağladı.
Güvenlik sistemlerinin de artık yüksek teknolojik sistemler olduğunu ve hem iletişim hem de dijital teknolojilerin işlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Metin Kastro, Pronet olarak her projede farklı M2M çözümleri kullandıklarını belirtiyor. Bu anlamda örnekler veren Kastro: “Her projede farklı yöntemler kullanımı söz konusu. Örneğin büyük bankaların ATM güvenliği için network, GSM/GPRS ve PST iletişim yöntemlerinin hepsini aynı anda kullanıyoruz. Hem bireysel hem de kurumsal kullanıma uygun olan Pronet Kameram hizmetimiz ile video oynatabilen bir cep telefonu ya da bilgisayar üzerinden mekanların takip edilmesini sağlıyoruz. Müşterilerimiz mekanlarına giriş çıkışları, alarmın açılıp kapatılmasına göre cep telefonlarına gelen bildirilerden takip edebiliyor” diyor.
Büyük güvenlik sistemlerinde cihazların birbiri ile iletişimini zaten kullandıklarını belirten Kastro, “Kullandığımız erişim kontrol sistemleri, kameralar ile konuşuyor. Kamera sistemleri ile birlikte kurguladığımız senaryoları yazılımlar aracılığı ile kontrol ediyoruz, herhangi bir durumda alarm sistemi sahaya bilgi aktarımı yapıyor ve böylelikle hem nesnelerin birbiri ile hem de nesnelerin sistem ile haberleşmesi sayesinde genel anlamda güvenlik teknolojini akıllı bir hale getiriyoruz. Bu konuda iş geliştirme çalışmalarımız sürüyor, yeni ürün ve sistemleri bünyemize katarak “güvenli bina” olgusunu binanın belki de en uç koruma noktası olan dolap kilitleri ile bile entegre eden sistemler yaratıyoruz.” diyor.
M2M'de büyük resmi doğru okuyanlar kazanacak
Deloitte tarafından hazırlanan “Elektronik Haberleşme ve Eğilimler 2011” raporuna gçre, 2020 yılına kadar cep telefonu, sabit telefon, bilgisayar, ev ve araba içi cihazları, müzik çalar, TV, elektronik kitap okuyucu ile endüstriyel makina ve algılayıcılardan oluşan 50 milyar kadar cihaz BT şebekeleri üzerinden iletişim halinde olacak. Bu da dünyadaki her insan insan için altı cihazdan fazlası anlamına geliyor. Nesnelerin internetinin muazzam ölçekte veri toplama, aktarma, analiz etme ve dağıtma becerisiyle insanlık sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda hızla değişen dünyada gelişim sağlamak için ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşacak. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş’a göre, bu anlamda kişi ve kurumları bambaşka bir geleceğe hazırlayan nesnelerin interneti konusunda büyük resmi doğru okuyan ve gerekli yatırımları zamanında yapan kurumlar büyük avantaj sağlayacak.
Bu durumun bireyleri de doğrudan etkileyeceğini söyleyen Kocabaş, “Bireyleri ise yaşam alışkanlıklarının baştan tanımlandığı bir süreç bekliyor. Kısa süre önce internet sayesinde hayatımıza giren ve bize bugün artık vazgeçilmez gelen pek çok yenilik, “nesnelerin interneti” ile birlikte bambaşka boyutlara taşınacak” diyor.
Nesnelerin konuşması her koşulda bireylere yarayacak
Birbirleriyle konuşan nesneler, gelecekte sadece firmaların iş sürekliliği için daha kritik rol almakla kalmayıp, bireylerin de hayatını kolaylaştıracak. Bu konuda örnekler veren Vodafone Oksijen Ar-Ge Müdürü Arda Özgün’e göre, örneğin bir sürücü aracı ile kaza yaptığında, kazanın şiddetine göre ilgili sağlık merkezine otomatik uyarı mesajı gönderilmesi ve kaza yerine hemen ambulans gönderiminin sağlanması artık bir hayal değil; hatta Avrupa Birliği’nde yakın gelecekte yasal bir zorunluluk haline gelecek. İlerleyen dönemlerde kullanıcılar, makinelerarası iletişim çözümleri sayesinde elektrik şebekesi ile haberleşerek, elektriğin en ekonomik olduğu zaman aralığında çamaşırlarını yıkayacak, böylece kolayca tasarruf edebilecekler. Bunlar yakın gelecekte karşılaşacağımız örneklerden sadece birkaçı.
İnsanların iş yükünü büyük ölçüde azaltacağı tahmin edilen M2M uygulamalarını yorumlayan Vestel Genel Müdür Yardımcısı Metin Salt ise “İnsanların artan iletişim ile daha da karmaşık hale gelen hayatlarında, artık kendi kendine çalışan ve birbiriyle otomatik iletişen cihazlar ile üzerlerindeki iş yükünün bir bölümünden kurtulması olanağı doğuyor. Yakın zamanda bizi öğrenen cihazların bizim için internette bazı işlerimizi yapacağını ve hatta bizi eğlendirecek içeriği bulup getireceğini öngörebiliyoruz” diyor.
M2M’de temel sorun güvenlik
Sonuçta son kullanıcı bu gelişmelerden her zaman olumlu etkilenecek ancak çok sayıda cihazın internete bağlanabilir olması aynı zamanda kurumlarda yönetim zorluğu ve mevcut ağ yapılarında değişimi de beraberinde getirecek. Firmaların iş süreçlerini daha etkin şekilde yönetilebilmesini ve bu sayede verimliliğin artırılmasını sağlayan çözümler olarak nesnelerin interneti ortamında, temel sorunun güvenlik olacağını düşünen Elektromak Toshiba Teknik Koordinatörü Turgay Topçu, ”Cihazları internete açtığımızda, kullanıcılar zahmetsizce işlerini yapabilecekler ama bu durumda amaç dışı kullanımı denetlemek sorun olacak ve dışarıdan gelen tehditlere karşı alınacak önlemlerin maliyetleri daha da artırıcak gibi gözüyor.”
Nesnelerin interneti, geleceği şekillendirirken insanların yaşam tarzlarından hayata bakış açılarına kadar birçok değişikliği de beraberinde getirecek. Ve bu noktada insanların ürün ve hizmetlerden bekledikleri kolaylıkları sağlayan kurumlar kazancak. Nesnelerin interneti ortamında, şüphesiz güvenlik ve denetim endişelerini tetikleyen bir kaos ortamı da söz konusu olacak. Ancak dijital teknolojileri kullanarak ürün ve servislerini sürekli geliştiren, insanların beklentilerini karşılayacak kurumlar herşeye rağmen yerini sağlamlaştıracak ve varlığını sürekli kılacak.
EZGİ GÜLER_BİLGİ ÇAGI