Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye           Arşiv     

EKONOMI - TOBB BASKANI HİSARCIKLIOĞLU'NUN DEIK GENEL KURULU KONUSMASI - Logisticus Dergisi
 TOBB BASKANI HİSARCIKLIOĞLU'NUN DEIK GENEL KURULU KONUSMASI

TOBB BASKANI HİSARCIKLIOĞLU'NUN DEIK GENEL KURULU KONUSMASI
 Yazı Boyutu

 Tarih : 28.12.2011 - 17:34:17 


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun 2011 yılı Genel Kurulu, TOBB / DEİK Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in katılımıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun 2011 yılı Genel Kurulu, TOBB / DEİK Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in katılımıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun DEİK Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma metni:

“Dış Ekonomik İlişkiler Kurulumuz’un, 2011 yılı Genel Kurulu’na hoş geldiniz. Sizleri, şahsım ve DEİK Yönetim Kurulu adına gönül dolusu muhabbetle selamlıyorum. Gururla söylüyorum ki bugün DEİK, Türk iş dünyasının dışarıya açılan kapısıdır. Ülkemizden 5 kıtaya atılan köprüdür. DEİK, ekonomimizin küresel ayağıdır.

Ülkemizin vizyon sahibi 34 özel sektör örgütünü tek çatı altında buluşturan DEİK; birlikten doğan gücün, kurumsallaşmış halidir. Bu yıl DEİK,  700’e yakın etkinlik ve çalışma gerçekleştirerek, varlık amacını hakkıyla yerine getirmiştir. Ben tüm bu kuruluşlarımıza huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

İşte bu beraberlik, bizim her gün bir adım daha ileriye gitmemizi sağlayan gücümüz oldu. Önceki Genel Kurulumuzda dile getirdiğimiz pek çok öneri, geçtiğimiz yasama döneminde gerçekleşti. Eximbank’ın kapasitesi artırıldı. Sanayi Stratejisi ve Girdi Tedarik Stratejisi hazırlandı. Dış yatırımlar konusuna sahip çıkıldı. Dış yatırımlar ve hizmet ihracatının teşviki konusunda son aşamaya gelindi.

Bizlerin sorunlarını dinleyerek, pek çok konuyu çözüme kavuşturan başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, kıymetli bakanlarımıza en içten şükranlarımı sunuyorum. Özellikle bakanlıkları döneminde çok yakın çalışma imkanı bulduğumuz, her zaman özel sektörün yanında olan Sayın Çağlayan, Sayın Yazıcı ve Sayın Şimşek’e teşekkür ediyorum. Bu çalışmalarda emeği geçen hükümet üyelerimize, Türkiye Büyük Millet Meclisimize ve bürokratlarımıza, camiamız adına teşekkür ediyorum.

Rona Bey gerçekleştirdiğimiz çalışmaları özetledi. Bir yıl içinde sağlanan bu muazzam performansın mimarları olan, başta DEİK yönetim Kurulumuz olmak üzere, bütün İş-Konseyi başkanlarını, delegeleri ve çalışanları tebrik ediyorum. Uyumlu ve aktif çalışmalarınızdan dolayı hepinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

2008 yılında Amerika’da başlayan Finans Krizinden bu tarafa, dünyada dengeler yerine oturmadı. Küresel ekonomi yeniden yapılanırken, özellikle son bir yılda bölgemizdeki değişim ve dönüşüm süreci de hız kazandı

Bir tarafta, Avrupa ekonomileri sarsılırken, diğer tarafta ise, yakın coğrafyamızda meşru değişim ve dönüşüm talepleri, daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Güçlü bildiğimiz ekonomiler sallanıyor, güçlü görünen sistemler yıkılıyor. Dün doğru bilinenler, bugün sorgulanıyor. Dün oyunu kurma iddiasında olanlar, bugün kendi kartlarını bile okuyamıyor. Kimsenin öngöremediği bu hızlı değişim sürecinde, kimse neyin nasıl şekilleneceğini öngöremiyor. Yani değerli dostlarım, içinde bulunduğumuz dönemde Dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Ancak bu değişim süreci öncekilerden çok farklı. Çünkü artık oyunun sadece kuralı değil, oyunun kendisi değişiyor.

Geçtiğimiz aylarda bir toplantıda biraraya geldiğimiz Madeleine Albright, diplomasi ile ilgili hep verilen satranç örneğini eleştirmişti. Beni çok etkilemişti. “Diplomasi tek boyutlu bir satranç oyununa benzemez. Daha çok bilardoya benzer” demişti. “Sen bir topu hedeflersin, o topa yönelik bir hamle yaparsın, ıstakayı o topa vuracak bir topa vurursun. Ama bu arada bir dizi başka top da hareketlenir. Her bir hamleden sonra yalnızca operasyon yaptığın alanda değil, masanın tamamında yeni bir durum oluşur. Mutlaka iki toptan fazlası yerinden oynamıştır.” diye anlatmıştı. Dünyada yaşanan bu karmaşa ortamında, sadece vuracağımız topu değil, “onun çarptığı diğer topları”, “topun hangi banttan sekeceğini” de hesaplayarak  sonuç elde edebiliriz.

Şimdi stratejiler bu yeni oyuna göre belirlenmek zorunda. Artık refleksler her zamankinden daha hızlı olmak zorunda. Karar alma süreçleri her zamankinden daha kısa olmak zorunda. Artık  tek bir noktadan oyunu okumak ve kurmak mümkün değil. . Artık sürekli hareket halinde olmak, proaktif davranmak zorundayız.

Türkiye olarak, Türk iş dünyası olarak ise, bizim herkesten daha hızlı olmamız, reflekslerimizi daha hızlı çalıştırmamız gerekiyor. Zira değişimin merkez üssü, Türkiye’nin tam ortasında bulunduğu coğrafya.  Bir taraftan batımızdaki ülkelerde ekonomik krizler patlak verirken, güneyimizde ve doğumuzdaki ülkelerde siyasi krizler yaşanıyor. Türkiye her iki bölgedeki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ama unutmayın. Tehlikeye yakın olmak, fırsata yakın olmaktır.

Eğer biz herkesin kendi sorunlarına odaklandığı bu süreci iyi değerlendirebilirsek, atmamız gereken adımları hızlı bir şekilde atarsak, sancılı sürecin sonunda kazanan biz olacağız. Biz bunu başarmak zorundayız! Ve emin olun, başaracağız!

Bu süreçte özellikle bizlere önemli görevler düşüyor. Zira sizler ekonominin kanaat önderlerisizin, yol gösterenlerisiniz. İş dünyası sizin göstereceğiniz yoldan ilerliyor. Bizler doğru alanlara kanal açmalıyız ki, suyun tamamı doğru mecralara akabilsin.

Şu an dünyanın en büyük ortak pazarını kuran AB derin bir ekonomik sorunla karşı karşıya. GSYİH’nın yüzde 100’ünü aşan kamu borçlarının nasıl ödeneceği bilinmiyor. Artan faiz yükleri ile birlikte bütçe açıkları hızla artıyor, bankaların sermayeleri eriyor. Güvenli ekonominin simgesi olarak lanse edilen Euro ülkeleri, IMF’ye başvuruyor.

Bütün bu süreç içinde başbakanlar istifa ediyor, hükümetler yıkılıyor. Avrupa’da hükümetlere ve kurumlara güven kayboluyor, işsizlik ve toplumsal sorunlar artıyor. İşin daha vahimi, Avrupa bu sorunla nasıl baş edeceğini bilmiyor. Liderler gerekli adımları atacak cesareti bulamıyor ve AB ülkeleri kendi içlerinde ortak hareket edemiyorlar.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisi hem dinamizmini hem de direncini tüm dünyaya kanıtladı. Son 9 aydaki büyüme oranımız, özel sektör kaynaklı olarak, yüzde 9,6 oranında gerçekleşti. Gelişmiş ülkeler sallanırken, biz rüzgarı arkamıza aldık, tam yol ileri dedik! İmalat sanayi üretim hacmimizin bu yılın sonunda 118 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Özel sektör olarak yaptığımız makine ve teçhizat yatırımlarının bu yılın sonunda 85 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Sadece son 9 ayda, 1 milyon yüz bin kişi, kayıtlı istihdam sağladık. Öte yandan AB ülkeleri %10’ları aşan bütçe açıkları verirken, bizim bütçemiz denk bütçeye yaklaşmış durumda.

Ancak Avrupa Birliği’ndeki ekonomik kriz kısa sürede çözülecek gibi görünmüyor. Bu krizin 2012 yılında bizi doğrudan etkileme ihtimali yüksek. Zira AB ekonomisi bizim için üç açıdan çok önemli: Birincisi; Türkiye ihracatının yüzde 46’sını AB’ne yapıyor. İkincisi; Ülkemize gelen turistlerin  yüzde 60’ı AB’den geliyor. Üçüncü olarak da; Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların yüzde 70’i AB kaynaklı.

Avrupa Bankacılık Kurumu'nun yaptığı hesaba göre, Avrupa'daki bankaların 106 milyar Euro sermaye açıkları var. Avrupa bankaları bu sermaye açığını kapatabilmek için kredi stoklarını 1 trilyon Euro tutarında azaltmak zorunda kalabilirler. İşte bu nedenle 2012 yılında hem doğrudan döviz kaynağı, hem de kredi imkanı olarak AB pazarı daralacak.

İşte sizlerin rolü bu noktada başlıyor. Eskiden ihmal ettiğimiz coğrafyalara gitmek, dünyayı yeniden keşfetmek zorundayız. İş adamlarımızı, firmalarımızı bu bölgelere götürmek zorundayız. Bu bölgelerin başında da asya ve güney amerika geliyor.

Yapılan bir araştırmaya göre 2050 yılında Dünya’nın en büyük 30 ekonomisinin 12’si Asya kıtasında yer alacak. Bugün hali hazırda dünyanın en yoğun 50 konteyner limanının 30’u, en fazla iş yapan 30 havaalanının 10’u Asya’da yer alıyor. Küresel ekonominin bu yeni çekim merkezi, sınırsız fırsatları da beraberinde getiriyor. Nitekim bugün dünyanın en büyük ihracatçılarından bir olan Çin, 2015 yılında dünyanın en büyük ithalatçısı olacak. Ama biz bu bölgelerde hiç yokuz.

Avrupa’daki krizi fırsat bilerek daha önce ihmal ettiğimiz bu bölgelere hızla girmeliyiz. DEİK olarak bu konuda hızla pozisyonumuzu alıyoruz. Bu yıl Afrika’da 8 ülkeyle, Asya’da 8 ülkeyle yeni iş konseylerini kurduk. Daha bu sabah Güney Amerikada 6 yeni ülkeyle iş konseyi kurma kararını aldık. Böylece iş konseyi sayımız 109’a, ülke sayımız 106’ya yükselmiş oldu. Biz yol açmaya, yol almaya devam edeceğiz.

Diğer yandan Ortadoğu ve Afrika’daki siyasi sorunlar bölge ile ticaretimizi olumsuz etkiliyor. Kısa vadede bölge ile ticari ilişkilerimiz olumsuz etkilenebilir. Ancak, doğru politiklar izlendiğinde, orta ve uzun vadede Türk şirketleri için  geniş iş imkanlarını beraberinde getirecek. Servetin halk kitleleri ile paylaşılması ile, bölgede tüketim ve alt yapı harcamaları artacak, Türk şirketlerinin bölgedeki pazar payı genişleyecek.

Bu değişim sürecinde stratejimizi belirlerken iki noktayı da göz önünde bulundurmak zorundayız. Birincisi; emtia kaynaklarının azalması ve fiyatlarının artmasıdır. Bakınız, önümüzdeki süreçte dünya politikaları iki konu etrafında şekillenecek. Enerji ve gıda kaynakları. Özellikle gıda konusu, giderek daha büyük bir sorun haline geliyor. Zira nüfus her yıl ortalama 70 milyon kişi artıyor. Yani her yıl dünyaya bir Türkiye ekleniyor. Ama tarım arazileri daha fazla artırılamıyor. Hepsinden daha önemlisi orta sınıfa mensup insan sayısı, son 10 yılda sadece Asya’da 2 milyar arttı. Yani bu şu demek: Bu insanlar şehirleşiyor. Gıda üreticisi olmaktan çıkıyorlar ve tamamen tüketici haline geliyorlar. Bu da doğal olarak gıda fiyatlarını artırıyor.

Göz önünde bulundurmamız gereken ikinci önemli nokta ise; şehirleşme ve orta sınıf artışına bağlı yeni fırsatlardır. 7 milyara ulaşan dünya nüfusunun yarısı artık şehirlerde yaşıyor. Bu hızlı şehirleşme ile birlikte önümüzdeki 20 yılda sadece altyapı gereksinimlerinin 30 ila 40 trilyon dolar arasında alacağı hesaplanıyor.

Bu dönüşüm ile birlikte yükselen piyasa ekonomileri; havacılık, turizm, sağlık, altyapı, enerji, perakende sektörlerinde yeni iş ve yatırım fırsatlarını beraberinde getiriyor. Bu şehirleşen pazarlarla ilgili her türlü bilgiyi ve desteği şirketlerimize sağlamamız büyük önem arz ediyor. Şirketlerimizin de bu yeni pazarlara giriş stratejilerini hızla oluşturması gerekiyor.

Şüphesiz, bu süreçte bize büyük görevler düşmektedir. Bugüne kadar KOBİ’lerimiz ellerinde çantalarla, dil bilmeden, yol bilmeden, dünyanın dört bir yanında iş yaptı. Ancak artık devir değişti. Rekabet her zamankinden daha çetin. Dünya her zamankinden daha hızlı dönüyor. İş yapma sistemleri hızla değişiyor. Bu yeni süreçte, ihracat ve yatırım yapacak girişimcimize hizmeti yerinde vermek zorundayız.

Dünyada ihracat sıralamasında bizden yukarıda olan ülkelerin neredeyse tümü, firmalarına hizmeti hedef ülkelerdeki ofisler aracılığı ile yapıyorlar. Bu ofisler tam bir özel sektör mantığı ile işletiliyor. Bizim şirketlerimizin de yurtdışındaki faaliyetleri kolaylaştırılmalı ve desteklenmelidir. Yeni pazarlara daha kolay ulaşmak ve payımızı artırmak için, hedef pazarlarda “Türk Ticaret Kapısı” ofisleri açılmalıdır.  DEİK olarak bu konuda uzun süredir çalışmalar yapıyoruz.

Örneğin, Alman Odalar Birliği, Alman devletinin desteğiyle, Avrupa’nın en iyi yapılanmasını kurdu. Alman Odalar Birliği, Çin’de kurduğu ve tam 260 personelin çalıştığı ofisleri ile nasıl kendi sanayicilerine hizmet veriyor. Biz de DEİK olarak bunu Sayın Bakanlarımızla birlikte başarmak; dünyanın dört bir yanında ticaret ofisleri kurmak istiyoruz.

Biz bu konuda elimizin altındaki bir hazineyi de yıllarca görmezden geldik. Dünyanın dört bir tarafında yaşayan, binlerce girişimcimiz, binlerce yatırımcımız var. Bugün sadece Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın 10 milyar Euro’luk yatırımları var. Bunlar bizim doğal iş ortaklarımız. Yurt dışındaki temsilcilerimiz. İhtiyacımız olan her konuda irtibat noktalarımız. Ama bugüne kadar dağınıktılar. Ne onların bizden haberi vardı ne de bizim onlardan. İşte şimdi biz bu dağınık gücümüzü bir araya getiriyoruz.

Bildiğiniz gibi birkaç hafta önce 90 ülkeden 2.200 Türk girişimciyi Sayın Başbakanımızın himayelerinde, Ekonomi Bakanlığımız’la birlikte düzenlediğimiz “Dünya Türk Girişimciler Konseyi”nde bir araya getirdik.

Bir taraftan ekonomik potsansiyelimizi ortaya çıkarırken, diğer taraftan Türk diasporasının etkinliğinin artırılmasını hedefliyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde diasporamız kapsamında “ülke ve şehir örgütlenmeleri”ni kuracağız. Bölge komitelerimize ilaveten, ülkelerde ve şehirlerde diasporamızı temsil edecek ve yönlendirecek, anavatan ile eşgüdümlü çalışabilecek küresel bir ağ oluşturacağız.

Fransa’da yaşanılanlar diasporamızın önemini bize bir kez daha gösterdi. Birlikte hareket eden 500 bin Ermeni’nin oyunu paylaşabilmek için, hilkat garibesi bir yasayı, 37 kişinin oyuyla meclise taşıyorlar. Yanlış olduğunu bile bile, kendileri ile çelişmek pahasına küçük hesaplara girebiliyorlar. İşte bu yüzden, dış politikanın ekonomi unsurları ile desteklenmesi çok önemli. Elini cebine attığında para geliyorsa, sözün kılıç gibi olur.  Güçlü ekonomi, etkili dış politika demektir. Açıkça ifade ediyorum: Bir zamanlar insan hakları ve demokrasisin geleceğine şekil veren Fransa, geleceğe bakmayı bırakmış, küçük hesapların ülkesi olmuş.

Görüyoruz ki Avrupa’nın en büyük sorunu aslında geleceği öngürebilen, basiretli lider eksikliğidir. Ancak, Güneş balçıkla sıvanmaz. Soykırım arayanların, kendi tarihlerine bakmaları yeter. Daha dün Cezayirde binlerce din kardeşimizi katlettiler. Tarihleri boyunca gittikleri her yere zulüm götürdüler. Girdikleri her ülkenin insanını ve kaynağını sömürdüler.

Oysa bizim ecdadımız tam tersine gittiği her yeri imar etti, zenginliği götürdü. Bugün Osmanlı coğrafyasına bakın. Her karışında bir eser görürsünüz. Her şehrinde inşa ettiği hanları, köprüleri, kervansarayları, medreseleri görürsünüz.

İşte tam da bu yüzden bazı Avrupalı liderler Libya’yı ziyaret ettiğinde herkes kuşkuyla bakarken, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Türk heyeti Trablus’a indiği zaman, geniş halk kitleleri tarafından karşılanıyor, meydanlar dolup taşıyor. İşte bu yüzden bölge halkları, kendi bayrakları ile Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağını birlikte sallıyorlar. Onlarla bizim aramızdaki farkın en somut göstergesi işte budur.

Bizim büyük hedeflerimiz var. 2023 yılında dünyanın en büyük ekonomisinden biri olacağız. 500 milyar dolar ihracat yapacağız. Kişi başına gelirimiz 20 bin dolar olacak. Bakın bütün dünyanın gözü bizim üzerimizde. Ben nereye gitsem bunu görüyorum.

DEİK Ailesinin değerli üyeleri, Siz, bu salondakiler kendilerine güvenen, her zorluğu aşabileceğine inanan insanlar. Sizler, iş dünyasının uç beylerisiniz! Sizler ya bir yol bulmak için, ya da bir yol açmak için elini taşın altına koyanlarsınız.

Biliyorum, sizler Türkiyenin sonyıllarda geçirdiği büyük değişimin ve reformların en büyük destekçisi oldunuz. Ve yine biliyorum ki sizlerin büyük fedakarlıkları olmasaydı Türkiye bugünlere gelemezdi. Hep öncü oldunuz, hep yol açtınız, yol gösterdiniz. Çünkü bu coğrafyanın dilini, gönlünü ve ortak hayallerini sizden daha iyi kimse bilemez.

Biz kendi otomobilimizi de yaparız, kendi uçağımızı da yaparız. Biz koşmak istiyoruz, koşacak enerjimiz var, cesaretimiz var, gücümüz var. Bu salondakiler bu hedeflere koşarlar. Ben buna yürekten inanıyorum. Sizlerin azmine, gücüne ve yapabileceklerine yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, Allah hepinizin yardımcısı olsun. Yolumuz açık olsun.”


Paylas
  Editör :  Esra Süren

 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Esra Süren

 Kategori  EKONOMI

308 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 

 Köşe Yazıları

Necati Aloğlu

Necati Aloğlu ¬
ŞİRKET YÖNETİMİ VE KURUMSALLAŞMA

Prof Dr. Can İkizler

Prof Dr. Can İkizler ¬
Kontakt Dermatit (Temasa Bağlı Cilt İltihabı)

Dr. Ali Tumuklu

Dr. Ali Tumuklu ¬
KROM CEVHERİNİN TAKİBİ

Dr. Yılmaz ARGÜDEN

Dr. Yılmaz ARGÜDEN ¬
TELEKOM ŞİRKETLERİ
 
TONER
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.816 1.8248
  Euro 2.3062 2.3173





ANALIZ

Paylas Follow Reklamail on Twitter FriendFeed'de bana abone ol google reader blogcu blogspot





IS DUNYASI | EKONOMI | ULASTIRMA LOJISTIK DENIZCILIK HAVACILIK | TEKNOLOJI | TURIZM | EGITIM ISTIHDAM YONETIM DANISMANLIGI | FUAR PANEL | AKTUALITE SANAT | OTOMOTIV LASTIK YAN SANAYII | GUNCEL HABERLER | SAGLIK YASAM | HABERLESME ILETISIM TELEKOMINIKASYON | YEREL HABERLER | BANKACILIK SİGORTA FİNANS | YAPI INSAAT MIMARLIK DEKORASYON | DIS TİCARET | DUNYA | GUMRUK | AKARYAKIT VE MADENİ YAĞ | ROPORTAJ | ENERJİ MADEN | İHALE VE DUYURULAR | KARAYOLLARI VE YOL DURUMU | GİZLİLİK POLİTİKASI