Geçtiğimiz Cumartesi günü (14 Ocak 2012) Marmara Bölgesi‘nde yaşanan
elektrik sistemindeki çökme, ülkemiz elektrik sisteminin sorunlar yumağına
dolandığını ortaya koymuştur. "Teknik ya da öngörülemeyen bir arıza"
olarak geçiştirilemeyecek kadar büyük bir sistem çökmesi yaşanmıştır.
Sanayimizin kalbi olan 6 ilimizde yaklaşık 3 saat süren kesinti, sistemin bıçak
sırtı bir denge ile sürdürülmeye çalışıldığını göstermiştir. Bu kritik
dengenin; doğalgaz çevrim santrallarına yakıt sağlanmasından elektrik üretiminin
tüketimi karşılayacak düzeyde gerçekleştirilmesine (arz planlaması), iletim
hatlarının yetersizliğinden kamu yapılanmasının aciz bırakılmasına kadar
uzandığı anlaşılmaktadır.
Ülkemizde elektrik enerjisi talebinin en fazla olduğu bölge olan başta
İstanbul ili olmak üzere Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli
illerinde 14 Ocak Cumartesi günü yaşanan sistem çökmesi nedeniyle 2006 yılında
13 ilde 6 saatlik büyük elektrik kesintisinin ardından ikinci büyük sistem
çökmesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Yaşanan elektrik sistemi çökmesine
ilişkin olarak resmi bir açıklama yapılmamıştır. Ancak gelen bilgiler Bursa
Doğalgaz Santralı‘nı iletim sistemine bağlayan teçhizatta ve Adapazarı trafo
merkezinde meydana gelen artçı iki arızanın kesintiye neden olduğu şeklindedir.
Kesinti ile birlikte elektrik talebinin diğer hattan karşılanmaya çalışıldığı,
o hattın da çöktüğü, böylece zincirleme şekilde devreden çıkan sistemin genel
bir kesintiye dönüştüğü belirtilmektedir.
İletim sistemi, normal işletme koşullarında santralların üretimini sisteme
taşımak ve bir iletim veya üretim ünitesinin sistem dışında kalması gibi
sistemde oluşabilecek kısıtlılık hallerinde bile sistem kararlılığı
bozulmayacak şekilde planlanmalıdır. Bu bilgiler ışığında yaşanan çökme incelendiğinde
aydınlatılması gereken karanlık noktalar bulunmaktadır:
- İletim sistemi, Bursa Doğalgaz Santralı‘nın sistem dışında kalmasıyla yani
bir ünitenin sistemden çıkmasıyla neden çökmüştür? Sistem bir iletim hattının
veya bir üretim ünitesinin devre dışı kalmasını kapatamayacak kadar bıçak sırtı
mı işletilmektedir?
- İletim hattında bir devrenin servis dışı kalması sistemin çökmesi için
yeterli oluyorsa iletim sistemi arz güvenliği nerede kalmıştır? İçine İstanbul
ilini de alan Trakya Bölgesi için alternatif işletme stratejileri neden
geliştirilmemiştir?
- Rusya‘dan Batı Hattı‘ndan gelen doğalgaz anlaşmasının sona erdirilmesinin
ardından doğalgaz ihtiyacının karşılanmasında sıkıntı var mıdır ve bu sıkıntı
nedeniyle Trakya‘daki doğalgaz santrallarının yeterli düzeyde çalıştırılmasının
da mümkün olamadığı iddiaları doğru mudur?
- İletim planlamasından sorumlu kamu kuruluşu olan TEİAŞ, son yıllarda tüm
kamu kuruluşlarında yaşanan siyasi kadrolaşmalardan payına düşeni fazlasıyla
almıştır. Serbest piyasanın gereği olarak bütüncül planlama anlayışı rafa
kaldırılmış, piyasa tercihlerine uygun ve geleceği meçhul üretim tesisi
bağlantısı görüşleriyle sınırlı bir planlama anlayışı benimsenir olmuştur. Art
arda iki arızanın meydana gelmesi her ne kadar tesadüfü olarak açıklansa da
burada göz önüne alınması gereken bir başka önemli nokta da periyodik bakımlar
ve onarımlar konusunda yaşanan eksikliklerdir. Planlama anlayışında olduğu gibi
sistem işletmeciliğinde de deneyimli personeller bir şekilde işlerinden
uzaklaştırılmış ve sindirilmiş, atamalarda mesleki yeterlilik göz ardı edilerek
farklı kriterler öne çıkarılmış ve işletme hizmetlerinin de zaafa uğraması
kaçınılmaz olmuştur. Kamu kurumlarında yaratılan zafiyetin sistemin
çökmesindeki payı nedir?
Yukarıda teknik gibi görülen tüm bu sorunların elektrik hizmetine yönelik
politik tercihlerin sonucu olduğu açıktır. Elektrik üretim-iletim ve dağıtım
sisteminin parçalanması, planlamaya son verilmesi, kamu inisiyatifinin ortadan
kaldırılması ve insanların tüm yaşamını doğrudan etkileyen elektrik gibi bir
kamu hizmetinin serbest piyasaya bırakılması, sistemde yaşanan çökmenin asıl
sorumlusudur. Tüm dünyada olduğu gibi özelleştirme ve piyasalaştırmada ısrar
eden ülkemiz yöneticileri de bu acı gerçekle yüzleşmek zorundadırlar. Ne yazık
ki tüm bu politik tercihlerin yol açtığı kaybın faturası; kesinti, pahalı
enerji, ekonomik ve toplumsal kayıplar olarak yurttaşlarımıza kesilmektedir.