|
|
|
|
ÜLKE TOPRAĞI SATILIK MAL DEĞİL, VATANDIR |
|
|
|
Tarih : 19.01.2012 - 12:19:48 |
|
| Yazılı basından edinilen bilgiye göre 2644 sayılı Tapu Kanunu`nda değişiklik yapacak yasa tasarısı Bakanlar Kurulu`nda imzaya açılmıştır. Buna göre yabancıların edinebilecekleri taşınmaz miktarı 2,5 hektardan 30 hektara çıkarılmakta, Bakanlar Kurulu`na ise bu miktarı 60 hektara çıkarma yetkisi tanınmaktadır. |
|
|
|
Yazılı basından edinilen bilgiye göre 2644 sayılı Tapu Kanunu`nda değişiklik
yapacak yasa tasarısı Bakanlar Kurulu`nda imzaya açılmıştır. Buna göre
yabancıların edinebilecekleri taşınmaz miktarı 2,5 hektardan 30 hektara
çıkarılmakta, Bakanlar Kurulu`na ise bu miktarı 60 hektara çıkarma yetkisi
tanınmaktadır. Satışta, Bakanlar Kurulu`nun belirleyeceği ülke vatandaşları
için karşılıklılık ilkesi dahi aranmayacaktır! Çokuluslu şirketler de taşınmaz
edinebilecektir.
Tarih, sadece akıllılar için tekerrürden ibaret değildir!
Osmanlı ilk imtiyazını (kapitülasyonlar) 1536`da Fransızlara verdi. Sonraki
süreçte ülke sayısı ve imtiyazların içeriği genişletildi. Bu imtiyazlar zaman
içinde Anadolu halkının gittikçe yoksullaşmasına yol açtı. Savaşlarla ekonomisi
iyice bozulan Osmanlı, 1860`da İngiltere`ye başvurduğunda, yabancılara taşınmaz
satışı ve kiralanması dayatmasını önünde buldu. 1868`de çıkarılan İstimlak
Nizamnamesi ile karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yabancıların taşınmaz
edinmelerinin önü açıldı. İngilizler İzmir`deki tarım arazilerinin 1/3`ünü kısa
sürede ellerine geçirdi. 10 yıl içinde Ege`deki tüm tarım arazileri İngiliz
tüccarların oldu. Ayrıca İngiliz, Fransız ve İtalyanlar hızla Akdeniz
bölgemizde taşınmaz edinimine başladı. 1913`te yapılan bir düzenleme ile
yabancı şirketlerin de taşınmaz edinimi sağlandı. Ancak topraklarını satmak Osmanlıyı
kurtaramadı, tam tersine yok etti!
Emperyalist ülkelerin sömürgelerini genişletmek ve açık denizlere hakim olma
amacı taşıyan I. Dünya Savaşı sırasında Anadolu toprakları işgal edildi.
1920`de imzalanan Sevr Antlaşması ile Osmanlı Devleti sona erdirilmek istendi.
Ancak Kurtuluş Savaşı ile ülke toprakları işgalden kurtarıldı.
Kapitülasyonlara, 1923`te imzalanan Lozan Antlaşması çerçevesinde son verildi.
Buna karşın I. Dünya Savaşı`nda yenildiğimiz ülkelerin yurttaşlarına
karşılıklılık ilkesi çerçevesinde taşınmaz edinme hakkı tanındı.
Mustafa Kemal ATATÜRK, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına gelen
Batı kaynaklı felaketlerden aldığı dersle yabancılara taşınmaz satışını
zorlaştırmak amacıyla 1924`te Köy Kanunu`nun çıkarılmasını sağladı. Bu kanunun
87. maddesi çerçevesinde nüfusu 2 binden az olan köylerde yabancıların taşınmaz
almaları yasaklandı. 1934`te çıkarılan Tapu Kanunu`nun 35. maddesi ile
karşılıklı olmak ve yasalarla konulmuş kısıtlamalara uymak koşuluyla
yabancılara taşınmaz edinme hakkı verildi.
Köy Kanunu ve Tapu Kanunu, ülkemizde neoliberal
politikaların hayata geçirildiği 80`li yıllara değin değiştirilmeden uygulamada
kaldı. 1984 yılında Köy Kanunu ve Tapu Kanunu`nda yapılan değişiklikle
yabancıların taşınmaz ediniminde aranan karşılıklılık ilkesinde kimi Arap
ülkelerine imtiyazlar sağlandı. Anayasa Mahkemesi bu değişikliği iptal etti.
Ancak iptale kadar geçen sürede İstanbul Boğazı`ndaki Sevda tepesi Araplara
satıldı. 1986`da aynı imtiyaz, yabancı şirketlerin ve ülkelerin de taşınmaz
edinimlerine olanak verecek şekilde genişletilerek yeniden getirildi. Anayasa
Mahkemesi bu düzenlemeyi de iptal etti.
2003`te yabancıların köylerde taşınmaz edinimlerini sınırlayan Köy Kanunu`nun
87. maddesi AKP hükümeti tarafından iptal edildi. Tapu Kanunu`nun 35.
Maddesinde yapılan değişiklikle taşınmaz alımında aranan karşılıklılık ilkesi
kaldırıldı ve 30 hektarın üzerindeki taşınmaz satışları Bakanlar Kurulu
kararına bırakıldı. Anayasa Mahkemesi bu değişikliği iptal etti. Tapu
Kanunu`nda 2005`te yapılan değişiklikle yabancıların edinebilecekleri taşınmaz
miktarı 2,5 hektar ile sınırlandırıldı ve Bakanlar Kurulu`na bu miktarı 30
hektara kadar yükseltme yetkisi tanındı. Anayasa Mahkemesi Bakanlar Kurulu`na
bırakılan yetkiyi de iptal etti.
Yabancıya toprak satışı ne zaman gündeme gelse karşılıklılık ilkesi öne
sürülerek bizim de o ülkelerde taşınmaz aldığımız öne sürülür. Ancak ülkemizle
karşılıklılık ilkesi bulunmayan ya da sınırlı olan pek çok ülke vatandaşı
ülkemizden taşınmaz edinebilmektedir. Örneğin diğer ülkelerde toprak kapatan
İngiltere, asla kendi toprağını satmamakta, sadece üzerindeki mülkün kullanım
iznini vermektedir.
Toprak, ekonomik açıdan değerlendirildiğinde hem bir üretim faktörü hem de
milli servettir. Bu açıdan bakıldığında yabancıya toprak satışı ülkenin üretim
faktörünün ve milli servetinin satışıdır. Ülkemizin üretim faktörü açısından
fakirleşmesi, milli servetin yabancıların refahına sunulmasıdır. Sonuçta
halkımızın yoksullaşması ve ülkenin tapusunun yabancılara geçmesidir.
Anayasa Mahkemesi`nin deyimiyle, toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız temel
unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesidir. Bu nedenle toprak satışı sadece
bir mülkiyet devri değildir; devleti satmak, egemenlik ve bağımsızlıktan vazgeçmektir.
Satılan her bir toprak parçası ülkemizde yabancı azınlıkların oluşması,
ekonomik ve siyasi taleplerin ortaya çıkması, azınlıkların mensup oldukları
ülkelerin iç işlerimize karışması demektir. Bu yöntem Batı`nın son derece
etkili kullandığı silahlardan biridir.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak AKP hükümetini, ülkemiz yararına olmayan
bu düzenlemeden vazgeçmeye çağırırken, topraklarımız ve tüm doğal
varlıklarımızın ülkemiz ve insanımızın hizmetinde doğru biçimde kullanılması
için mücadelemize kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
|
|
|
|
|
|
 |
168 Kişi Tarafından Okundu. |
|
Yorum ( 0 )
|
|
|
|
|
Kayıtlı Yorum Bulunmuyor. |
|
|
|
|
Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Son Haberler |
|
|
|
|
|
|
Popüler Haberler |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
|