Üye ulusal armatörler
birlikleri tüm denizcilik sektörleri ve taşımalarını ve dünya ticari filosunun
%80’ini oluşturan Uluslararası Deniz Ticaret Odası’nın (ICS) Yönetim Kurulu, 6
Şubat’ta Londra’da toplanmıştır.
Deniz Haydutluğu
ICS üyeleri Somalili
deniz haydutlarının Hint Okyanusu’nda oluşturduğu ve devam etmekte olan tehdidi
değerlendirmiştir. ICS, Somalili deniz haydutlarının günümüzdeki gücünün şu ana
kadar olduğundan çok daha büyük olduğunu göz önünde bulundurarak, denizciliğin
En İyi İdari Uygulamalara etkili şekilde uyumu ile devamlı ve daha girişken askeri
müdahalenin deniz haydutlarının başarı oranını düşürdüğüne inanmaktadır. Ancak,
200 denizcinin halen korkunç şartlarda rehin tutulduğu ve binlercesinin sürekli
korku içinde tehlike bölgesinden geçmek zorunda olduğu mevcut durum tamamen
kabul edilemez bir durumdur.
ICS ulusal kuruluşları, krizin
önümüzdeki yıl içinde düzgün ve kararlı bir şekilde ele alınabilmesi amacıyla, deniz
haydutluğu sorununun yeteri kadar siyasi ve ulusal dikkat çekmesini sağlamak
için çalışma karar almıştır.
ICS Başkanı Spyros M.
Polemis şunları söylemiştir:
“Son zamanlardaki basın raporları Somali
açıklarındaki deniz haydutluğu seviyesinin azalmakta olduğu izlenimini
verebilir. Ancak birçok gemi sahibi, bunun mevcut durumun doğru bir yansıması
olmadığının farkında olacaktır. ICS Yönetim Kurulu bu nedenle üç hedef
belirlemiştir. Orduyu, saldırıyı doğrudan deniz haydutlarına yöneltirken bir
yandan da ticaret gemilerini en iyi şekilde savunması için görevlendirmeleri konusunda
hükümetler ikna edilmelidir. İkinci olarak, deniz haydudu olduğu anlaşılan
herkes tutuklanmalı, mahkemeye sevk edilmeli ve suçlu bulunması halinde
cezaevine gönderilmedir. Üçüncü olarak hükümetler, dünyanın neresinde olursa
olsun tespit edildiklerinde, deniz haydutluğuna para yatıran suçlu
yatırımcılara karşı yasal yaptırımlar uygulayarak bu finansal zinciri
kırmalıdır.”
ICS, 23 Şubat’ta
İngiltere’de yapılacak olan uluslararası Somali konferansını memnuniyetle
karşılamış ve üye ulusal kuruluşlarının, uluslararası konferanstan önce
hükümetleri ile ICS tarafından belirlenen bu üç temel hedef konusunda yakın
şekilde lobi yapmasına karar vermiştir.
CO2 Salınımlarının Azaltılması
ICS Yönetim Kurulu, Temmuz
2011’de IMO’da (Uluslararası Denizcilik Örgütü) varılan uluslararası kararın
bir parçası olarak kabul edilen ve 2013 itibariyle yeni gemiler için geçerli
olacak olan Enerji Verimliliği Dizayn Indeksi (EEDI)’nin geliştirilmesi ve
IMO’da muhtemel Piyasa Bazlı Önlemler (MBMs) üzerine yapılan görüşmeler dahil olmak
üzere, IMO’da denizcilikten kaynaklanan CO2 salınımlarına ek önlemler getirme konusunda gösterilen
gelişme anlamında endüstrinin durumunu gözden geçirmiştir. ICS ayrıca mevcut
gemiler tarafından alınmakta olan ve endüstrinin, 2020’ye kadar ton/km başına
verimliliğini %20 oranında arttırma hedefini destekleyen operasyonel ve teknik
önlemleri de gözden geçirmiştir.
ICS, EEDI’nin mevcut
gemilere uygulanmasına tamamen karşı çıktığını belirtmiştir.
Polemis, “EEDI’nin geliştirilme amacı bu değildir.
Yeni gemilerin tasarımı için belirlenen hedefler ve bunlar için geliştirilmiş
olan karmaşık formüller, var olan gemiler için hiçbir şekilde uygun değildir.
ICS, önümüzdeki IMO Deniz Çevresini Koruma Komitesi (MPEC) toplantısında,
endüstrinin bu konudaki görüşünü açıklığa kavuşturacaktır.” demiştir.
ICS ayrıca, Bahamalardan
IMO’ya yapılan ve bireysel gemiler için (yakıt harcamalarına göre belirlenecek
ve zamanla giderek düşürülecek olan) CO2 salınım limitleri belirlenmesi önerisine de
şiddetle karşı çıktığını belirtmiştir.
Polemis, “Belirlenmiş olan zaman zarfında bir
geminin izin verilen CO2 salınım miktarı aşılır ise, kiranın sonlandırılması ve yerine ikinci bir
geminin kiralanması gerekir. Sorun, tamamen aynı iki geminin yakıt tüketiminin,
gemilerin ticari yapılarına ve hava şartları gibi diğer değişkenlere göre
çarpıcı şekilde değişiklik gösterebilmesi gerçeğiyle birleşmektedir. ISC üyeleri, bu yaklaşımın son derece endişe
verici olduğunu ve bu yaklaşıma kararlı bir şekilde karşı çıkılması gerektiğini
dile getirmiştir.” şeklinde
konuştu.
Bahalamarın önerisi,
IMO’da teklif edilen diğer Piyasa Bazlı Önlemlere bir alternatif olma amacıyla
yapılmış gibi görünmektedir. ICS, bazılarının bunu, bir Piyasa Bazlı Önlemin kabul edilmesini
engellemenin cazip bir yolu olarak görmesinden endişe duymaktadır.
Polemis, “Bahamaların önerisi, endüstrinin büyük bir
kısmına oldukça zararlı olmanın yanında, eşit şartları değiştirir ve rekabeti
bozar,” uyarısında bulundu.
ICS Yönetim Kurulu,
Durban’da yapılan ve gelişmekte olan ülkeler için, 2020’ye gelindiğinde yılda
100 milyar $ hedefleyen bir Yeşil İklim Fonunun oluşturulmasına karar verilen Birleşmiş
Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın sonuçlarını ve Dünya Bankası’nın, bu
paranın çeyreğinin denizciliğin katkılarıyla toplanması teklifini değerlendirmiştir.
Polemis, “ICS Yönetim
Kurulu, birçok hükümetin, teknik ve operasyonel önlemler aracılığıyla
salınımlarımızı azaltma konusunda kat etmekte olduğumuz aşamadan çok, denizcilik
sektöründen ne kadar para toplanabileceği ile ilgileniyor gibi görünmektedir. Daha
önce söylediğimiz ve tekrar söyleyeceğimiz gibi; denizcilik sadece kar sağlama
amacıyla bakılacak bir araç değildir ve hiçbir zaman bu şekilde görülmemelidir.
Bu şekildeki görüşler denizciliğin rekabet edebilirliğine ciddi şekilde zarar
verecek ve tersine, tüketiciyi büyük ölçüde etkileyecektir.” uyarısında
bulundu.
Polemis sözlerine şunları
ekledi: “IMO’nun, denizciliğin CO2 salınımlarını daha da azaltma
önlemlerini tartışmak için uygun platform olduğu uluslararası olarak kabul
edilmiştir. Avrupa Birliği’nin
denizcilik endüstrisi için bölgesel bir Emisyon Ticaret Planı kabul etmesi
zarar verici olur ve eşit şartları etkiler. Burada odak, küresel bir yaklaşım
için ortak tartışmalar üzerinde olmalıdır.”
Costa Concordia
ICS Yönetim Kurulu, Costa
Concordia trajedisini değerlendirmiş ve felaketin, IMO’nun yapılacak
düzenlemelere ilişkin gündemini şüphesiz etkileyeceğine ve endüstrinin
görüşmelere yapıcı şekilde katkıda bulunacağına karar vermiştir. ICS, kazanın
soruşturmalarının mümkün olan en kısa sürede yayınlanmasını istemektedir.
ICS, endüstrinin güvenlik
performansının gözden geçirileceğini, ancak kaza soruşturmasının ayrıntılı
sonucunun ne olacağını bilmek için henüz çok erken olduğunu, bu nedenle ICS’in
kaza ile ilgili kesin yorumlar yapmasının uygun olmayacağını dile getirmiştir. ICS,
denizde can güvenliğinin her zaman sektörün en büyük önceliği olduğunu ve
ICS’in IMO ya da başka düzenleme organlarında bu büyük kaza nedeniyle yapılan görüşmelere
tam ve yapıcı olarak katkıda bulunacağını tekrarlamaktadır.
Kargo sıvılaşması
ICS Yönetim Kurulu, son
zamanlarda Hindistan, Filipinler ve Endonezya’da yüklenen nikel cevheri/demir
cevheri taşıyan birçok geminin, kargonun büyük ölçüde yer değiştirmesine neden
olan kargo sıvılaşmasına bağlı olarak batması ile ilgili ciddi endişe duyduğunu
belirtmiştir. ICS üyeleri özellikle yakın zamanda 22 mürettebatın, Endonezya’da
nikel cevheri yükledikten sonra trajik bir şekilde hayatlarını kaybetmesinden
üzüntü duymaktadır.
ICS konuların karmaşık
olduğunu kabul etmekle birlikte sorunun kökünde bazı gemicilerin, bağımsız
araştırmacıların IMO gereklilikleriyle uyumlu olarak kargo testi yapma
randevularını geri çevirmeleri ve gemi kaptanlarına, genellikle uzak yerlerde güvenli
olmayabilecek kargoları kabul etmeleri için yapılan ticari baskı yatmaktadır.
ICS Yönetim Kurulu,
benzer olayların önlenmesinin en öncelikli konu olduğunu ve IMO, sigortacılar
ve sorunların yaşandığı ülkelerin hükümetleri ile işbirliği yaparak gemi sahiplerine
ve gemi kaptanlarına güvenli olmayan kargoları kabul etmemeleri konusunda yardım
sağlayacak bir çözüm bulmak için çabalayacaktır.