Münir Göle Yırtık başlıklı romanında bir yas
üçlemesi kuruyor. Çıkış, Ayrılık, Kopma bölümlerinden oluşan kitapta şimdiden
geçmişe, geçmişten şimdiye ve geleceğe uzanan üç metin ayrılık, yas ve zaman
üzerine odaklanıyor. Birbirinden bağımsız görünen üç metnin yazgılarının
birbirine teyellendikleri, birbirini tetikledikleri görülüyor. İşinden yedi gün
izin alıp günlük tutmaya başlayan adam “şimdi”yi yakalamaya çalışırken
belleğinden bir kadının çoktan yitip gitmiş anısı çıkıp geliyor; bir başka adam
yeni ayrıldığı sevgilisine ilişkinin kendine ait yarısını anlatmaya çalışırken,
kendisini de anlamaya çalışıyor; yıllardır yazan, ama bir türlü suskunluğunu
yenemeyen bir başka adam, hayatına yeni giren kadın ve oğlu aracılığıyla yeni
bir romanın kabuğunu kırıyor ve “şimdi” “gelecek”in kıvrımlarını belirlemeye
başlıyor… Ölüm, hayat ve yazı, bir biçimde bütün metinleri birbirine bağlıyor.
TADIMLIK
“Helena işiyle konuşur, içini dokumasına
döker. Helena kendi hikâyesini işler, sonra söker, değiştirir, baştan işler;
dışarıda kan gövdeyi götürmektedir, elindeki kumaşın motifleri durmadan
değişir. Dokuma da, aşk gibi iki yönlüdür, hem örülür, hem sökülür. Bağlar
ilmeklenir, bağlar kopar. Helena, kumaşa dev bir savaşı dokur, savaş
ilerledikçe, kumaşta kendi yüzü belirir. Helena, bir kadının hikâyesini dokur.
Helena, oturduğu yerde, güzeldir, ölçülüdür, işini iyi yapar, büyük filozofun
kadına yakıştırdığı tüm nitelikler orada, gözler önündedir. İlk bakışta, böyle
görünse de, Helena’nın ölçülü olduğundan söz etmek olsa olsa kendini
bilmezliktir, Helena’nın hikâyesini bilmezliktir.”