György Dragoman’ın Yapı Kredi Yayınları tarafından
yayımlanan romanı Beyaz Şah,
Çavuşesku’nun polis devletinin damgasını vurduğu 1980’lerin Romanyası’nda geçen
bir çocukluğun hikâyesi.
György Dragoman’ın romanı, 11
yaşında bir çocuğun hayatının en zor yılını,
babasının Tuna kanalı’na çalışma kampına götürüldüğü günden onu yine
gördüğü güne kadar geçen süreyi kapsıyor. Kâh gülünçlü kâh acıklı hikâyeler,
seksenli yıllarda Transilvaya’nın ve Romanya’nın somut tarihinden çok bu
dönemin öğeleriyle aynılık gösteren absürd ama çocuk gözüyle gene de güzel bir
dünya seriyor önümüze. 11 yaşında bir çocuk
gözlerinin önünde babasını götürmelerinden nasıl etkileniyor? Babasının
eksikliğini, ve çalışma kampına götürülmesi etrafına örülen aile içi yalanları
veya gizlenen olayları nasıl yaşıyor? Bir çocuk için zaten güçlüklerle dolu
çocukluktan ergenliğe geçme yaşlarının üstüne eklenen o zor koşullar içinde
hangi umutlarla besleniyor? Romandaki olayları, babasını ani olarak kaybedince
birden yetişkin olmanın yüküyle karşılaşan ama günlük hayatın acımasızlığına,
çocukuluğun saf iyimserliği ile yetişkinliğin umutsuzluğu arasındaki sınırda
bile hâlâ şakayla ve masalmış gibi bakabilen 11 yaşında bir çocuğun görüş
açısından izliyoruz.
Beyaz Şah / György Dragoman