İstanbul Modern Sinema, Goethe-Institut
İstanbul işbirliğiyle 23-30 Eylül tarihleri arasında “Transit Hayatlar” başlığı altında, ilk gösterimi son bir yıl içinde gerçekleşmiş Alman filmlerinden bir seçki sunuyor. İzleyici
ve eleştirmenlerin
karşısına ilk
kez Berlin, Cannes, Venedik, Toronto, Sundance gibi festivallerde çıkan
filmlerden oluşan
programın
açılışına
Almanya’nın
ünlü genç aktörü Daniel Brühl’ün başrolde oynadığı, Alain
Gsponer’in yönettiği, gerçekle kurmacanın iç
içe geçtiği
keyifli bir romantik komedi olan Lila Lila filmi yapıyor.
Seçkide yer alan diğer
filmler arasında geçtiğimiz yıl Bulutların Üstünde ile başarı kazanan Andreas
Dresen’in gerçekle kurmacanın birbirine karıştığı senaryosuyla keyifli bir
‘film içinde film’ örneği olan melankolik komedi filmi Votka ile Viski; Max
Ophuls Film Festivali’nden ödüllerle dönen, Maximilian Erlenwein’in
yönettiği, şiddeti ve mizahı yerinde bir psikolojik dram olan Yerçekimi
(Schwerkraft); bu yıl Berlin Film Festivali’nin en çok konuşulan filmlerinden
biri olan Thomas Arslan’ın gerilim yüklü cinayet filmi Gölgede (Im
Schatten) ve Angela Schanelec’in yönettiği, Paris
Orly Havalimanı’nın bekleme salonunda iki saat içinde gelişen olayların anlatıldığı
aktarmalı hayatlar ve ilişkiler üzerine yenilikçi bir deneme olan Orly yer
alıyor.
Lila, Lila
2009, 107’
Yönetmen:
Alain Gsponer
Martin
Suter’in romanından uyarlanmış filmde genç ve çekingen garson David güzel
Marie’ye aşık olur, fakat ilk adımı atmaya cesareti yoktur. En sonunda kızın
ilgisini çekebilmek için ona elle yazılmış bir roman verir. Marie romanı çok
beğenir ve hemen bir yayınevine yollar. Kitap “Lila, Lila“ başlığı ile en çok
satanlar listesine girer. Fakat asıl sorun David’in bu romanı yazmamış
olmasıdır, el yazısıyla yazılmış kopyasını bir eskici dükkânında bulmuştur. Kitabın
boş gezen asıl yazarı ise sahtekâr David’e baskı yapmak için harekete geçer.
Votka ile Viski / Whisky With
Vodka
2008, 104’
Yönetmen:
Andreas Dresen
Bilhassa kadınlar tarafından çok sevilen, yaşını almış Otto Kullberg
ilgi odağında olmaktan, bohem yaşamaktan zevk alan bir oyuncudur. Yine çok
içtiği bir anda yeni filminin çekim gününü berbat eder. Otto’nun tamamen çekim
dışı kalabileceği korkusuyla onun yerine yedek bir oyuncu ayarlanır. Çok daha
genç olan Arno ile tüm sahneler ikinci kez çekilir. Otto sadece filmdeki rolünü
geri kazanmak için yeni oyuncu ile bir düelloya girmek zorunda kalmaz, kendi
gerçek yaşamı için de savaş vermek durumundadır. Truffaut’nun Gecenin Ötesi (Day for Night) filmini
çağrıştıran Votka ile Viski’de, 1920’lerde geçen film setinde kurgulanan
senaryo, karakterlerin gerçek hayat öykülerine de bulaşır. Film gerçekliğe
geçer, replikler günlük hayattaki diyaloglara dönüşür. Geçtiğimiz yıl Bulutların
Üstünde filmiyle büyük ilgi gören Andreas Dresen’in yeni filmi, usta
oyunculukları ve gerçekle kurmacanın birbirine karıştığı senaryosuyla keyifli
bir ‘film içinde film’ örneği sunuyor.
Yerçekimi / Gravity
2009, 96’
Yönetmen: Maximilian Erlenwein
Hırslı banka memuru Frederik
Feinermann gayet düzenli bir hayat yaşamaktadır. Fakat tesadüfen başına gelen bir
olay düzenini tamamen alt üst eder. Kredisini iptal ettiği bir müşterisi gözleri
önünde kendini vurur. Bu olaydan sonra Frederik yavaş yavaş aklını oynatmaya ve
uzun zamandır baskı altında tuttuğu karanlık tarafını çıkartmaya başlar; eski
çetesiyle takılır, tutkun olduğu rock’n’roll sahnesine geri döner. Ona ümit
veren tek şey beraber yeni bir hayat kurmayı hayal ettiği eski gençlik aşkı
Nadine’dir. Fakat onu tekrar kazanmak isterken büyük bir hata yapar. Yeteneğini
bu ilk filmiyle kanıtlayan yönetmen, şiddeti ve mizahı yerinde olan bu psikolojik
dramla Max Ophuls Film Festivali’nden
ödüllerle döndü.
Sevecen Parazitler / Tender Parasites
2009, 87’
Yönetmenler: Christian Becker,
Oliver Schwabe
Kalıcı bir evleri ve düzenli bir
işleri olmayan Jakob ve Manu kendilerine hayatta kalma stratejisi
geliştirmişlerdir. Ormanda kendi yaptıkları bir depoda yaşayıp umumi yüzme
havuzunda yıkanırlar. Geçinmeleri için gereken cüzzi parayı da başkalarına
hizmet ederek kazanırlar. Havalimanında kendine yeni bir iş bulan Jakop, Pilot
Martin’e ölen oğlunu hatırlatır. En sonunda Martin ona oğlunun yerine geçmesini
teklif eder. Manu başka yerlere gitmeyi düşünürken, Jakob yeni ‘aile’
çevresinde kendini giderek daha iyi, rahat hissetmeye başlar. Beraber
yaşadıkları hayat tarzı yok olma tehdidi altındadır. Hem öyküsü hem de
oyuncularıyla başarılı bir ilk film!
Gölgede / In the Shadows
2010, 85’
Yönetmen:
Thomas Arslan
Trojan
soygun konusunda uzman, profesyonel bir suçludur. Hapisten çıktıktan sonra hapis
öncesi hayatına geri döner. Fakat bu sefer neredeyse her şeye baştan başlamak
zorundadır: Daha önceki soygundan kendi payına düşen hisseyi ödemek istemeyen
eski ortağı Trojan’dan kurtulmak için adamlarını görevlendirir. Uzun zaman
sonra bir soygun yapma şansı doğar. Trojan eski arkadaşı Nico ile soygunun
hazırlıklarını yaparken, rüşvetçi polis Meyer peşlerine düşer. Şüphe, ihanet,
gözetleme ve şiddet arasında kalan Trojan dikkatini toplamak zorundadır. İyi
tasarlanmış bu kara film, bu yıl Berlin Film Festivali’nin en çok konuşulan
filmlerinden biri oldu.
Orly
2010, 84’
Yönetmen:
Angela Schanelec
Kışın sonu. Paris Orly Havalimanı’nda
iki saat. Gidiş salonu yolcularla doludur. Evine ve kocasına dönmek üzere olan
genç bir kadın bir yabancıya âşık olur. Bir anne oğluyla birlikte, eski kocası
ve çocuğun babasının cenazesine gitmektedir. Genç bir çift ilk büyük seyahatlerinde
birbirlerini kaybeder. Bir kadın kocasının ayrılık mektubunu herkesin içinde
okumaya cesaret eder. Hepsi uçaklarını beklemektedirler. Zekice kurgulanmış ve
işleyen bu mekânda sadece kendi kaderlerini düşünürlerken, havalimanının boşaltılmasını
gerektirecek tehtidin farkına varmazlar. Terminal, aktarmalı hayatlar ve
ilişkiler üzerine yenilikçi bir deneme.
Neukölln Unlimited
2010, 96’
Yönetmenler: Agostino Imondi,
Dietmar Ratsch
Lial, Hassan ve Maradona
kardeşler çocukluklarından beri Berlin’in Neukölln mahallesinde yaşamaktadırlar.
Yetenekli, dansçı ve müzisyen Akkouch kardeşler sokak dansında ve hip-hop
sahnelerinde Berlin’in sınırları dışında da ün yapmışlardır. Ancak bir sorunları
vardır: Aileleri 18 yıldan beri Almanya’da güvenli bir oturma statüsüne sahip
değildir ve sürekli Lübnan’a geri gönderilme korkusuyla yaşarlar.
Esnek Bir Kadın / The Drifter
2009/2010, 85’
Yönetmen: Tatjana Turanskyj
Greta 40 yaşında işsiz bir mimardır
ve ayrı yaşadığı kocasından 12 yaşında bir oğlu vardır. Mecburen girdiği callcenterdan
da atılır. Şehirde başıboş dolaşmaya, içki içmeye başlar; sosyal çevreye uyum
sağlama baskısıyla çelişkili ruhunun arasında bocalar durur. Bir yandan oğluna
karşı, bir yandan da kendi paranoyası ve işsiz bir kadın olarak sosyal statüsünü
kaybedeceği korkusuyla savaşmak zorundadır. Günümüzün küresel, post-modern
dünyasında mücadele veren kentli bir kadının kırılgan yaşamından aktarılan bu
kesit bir öyküden çok, bugüne dair bir ruh hali tanımı yapan bir yolculuğu
andırıyor.