Çocuk doğduğunda evlenince hazır olsun diye çeyizlik olarak
telefon alma listeisne kaydolunulan günler çoktan unutuldu. Rahmetli
Özal’ın da girişimiyle başlayan telekom devrimi sabit hatları ulaşılabilir
kıldı, arkasından da cep telefonları hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline
geldi. Artık, cep telefonu olmayan, internetten ulaşılamayan kişilere
‘Yaşar, ne yaşar, ne yaşamaz.’ muamelesi yapılıyor.
İletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve yayılım insanın
mekan ve zman bağımlılığını ortadan kaldırıyor. Bangladeş gibi fakir
ülkelerde mikro kredi alan fakir kadınların girişim alanları arasında kendi
çevrelerinde kullanım karşılığı kiralama sistemi için cep telefonu yatırımı
yapmaları bu teknolojinin ne kadar önemli ve yaygın olduğunun güzel bir
göstergesi.
Ancak, iletişim teknolojileri gelişrken dünya devleri
arasına giren telekom şirketleri artık teknoloji yaygınlaştığında insanları
içerik talebi nedeniyle çok farklı alanlardan rekabetçilerle
karşılaşıyorlar. Apple, Google, Skype, hatta Facebook gibi şirketler
telekom endüstrisine giriş yapıyorlar. Amazon gibi şirketler, telefon
üreticileri yeni ürünlerle piyasaya giriyorlar.
Nokia Microsoft ile ortaklığa gidiyor. Ülkemizde Türk
Telekom’un en hızlı büyüyen kısmı, Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumu
tarafından ayrı bir şirket olarak düzenlenmesi istenen TTNet oluyor.
Dolayısıyla, telekom şirketlerine, karşı karşıya kaldıkları
bu durumda, ya yenilikçi yaklaşımlarla içerik konusunda rakiplerinin önüne
geçmek, ya da bu yenilikçi ürünlerin sahiplerine iletişim hizmeti verecek birer
lojistik (veya boru hattı) şirketine dönüşmek alternatifleri kalıyor.
Telekom şirketlerinin en önemli avantajı bireyleri tanıma, hatta nerede
olduklarını tespit etme gibi bilgiye sahip olmaları. Bu bilgi
segmentasyon yaparak kişiye özel sunumlar geliştirmeyi kolaylaştırıcı önemli
bir unsur olarak kullanılabilinir.
Bu nedenle, telekom şirketleri bir taraftan internet televizyonu,
sosyal medya gibi konulara girerken, diğer taraftan da finans, sağlık, kamu
hizmeti gibi farklı sektörlerde ellerindeki altyapının daha etkin
kullanılmasını sağlayacak hizmetler geliştiriyorlar. Özellikle sürekli
bağlantı içinde olma güdüsü daha yüksek olan, ancak gelir düzeyleri sınırlı
olan genç nesli kendilerine bağlamak telekom şirketlerinin geleceği için cazip
bir yatırım alanı olarak görülüyor.
Bu nedenle, yeni fikir üretme süreçlerini, bu fikirleri
piyasaya sunulacak ürün haline getirme hızlarını, yenilikçilik kültürlerini,
sektör dışından fikirleri ve uygulamaları cezbetme becerilerini geliştiren ve
böyleisne dinamik bir şirketi yönetecek girişimci anlayışlı liderlik kadrosunu
geliştirebilen telekom şirketleri pazar paylarını artırırken, diğerlerinin
kaybedeceği bir döneme giriliyor.
Diğer taraftan, hayatın her geçen gün daha da dijital hale
gelmesi ve artan rekabet yatırımların da sürekli olmasını gerektiriyor.
Bu nedenle, maliyet yönetimi, kalite yönetimi, yalın yönetim, yatırım yönetimi,
altyapı yatırımlarının paylaşımı ve dışarıdan hizmet alımı gibi konular da
telekom şirketlerinin üst yöneticilerinin öncelikli gündem maddeleri oluyor.
Bilgiye erişim kolaylaştıkça, daha çok bilgi
tüketiliyor. Ancak, artık eskiden fiziksel kapasitenin sınır olduğu
dünyadan çıkılıp, asıl sınırın kullanıcıların zamanı olduğu bir ortama
geçiliyor. Dolayısıyla, telekom şirketlerinin sadece bilgiyi taşımakla
değil, aynı zamanda kullanımı kolaylaştırmakla da ilgilenmeleri rekabet
güçlerinin belirleyicisi oluyor.
Vakit, nakittir.
Dr. Yılmaz ARGÜDEN
Yönetim Kurulu Başkanı
ARGE Danışmanlık
Rothschild, Türkiye
www.arguden.net