THY A.O
Havayolu İşletmesi Kabin Ekiplerine Evrensel Kuralları Hiçe Sayarak Ayrımcılık
Uyguluyor
İnsanları Fiziksel Yapıları (Boy/Kilo Oranı) Nedeniyle Cezalandırma Bir Ayrımcılıktır!
Yasal Sağlık
Raporlarına verilen cezalar ise, uçucu ekiplere hasta olduğun halde uçuş
görevine git baskısı yaratarak önemli emniyet
riskleri oluşturmaktadır.
Kabin ekibi üyeleri uçaklardaki yüzlerce güvenlik ekipmanını yönetmektedirler.
Bu nedenle kazalarda hayatta kalma oranının artıyor olmasına şaşırmamak
gerekir. Bir kaza anında güvenlik prosedürlerini uygulayan kabin ekibidir;
şiddetli bir kaza anında da idare görevi kabin ekibindedir. Yeni güvenlik
kuralları kokpit kapısının kilitli kalması gerektiğini söylemektedir. Kabin
ekiplerinin gerçekleştirdikleri bu kritik rol, işverenler, yolcular, ulusal ve
uluslararası otoriteler tarafından ne kadar tanınırsa, onlar da bu görevlerini
o kadar iyi yerine getirebilirler. Kabin ekibi üyeleri yaşamla ölüm arasında
bir fark yaratabilirler.
THY A.O’nın son yıllarda neredeyse 2 kat büyümesinin en önemli
unsurlarından olan üyelerimizin, özveri ile yerine getirdikleri uçuş
operasyonundaki emniyet görevlerinin şirket tarafından bu denli hafife alınması
uçuş emniyeti için büyük risk yaratmaktadır.
THY A.O’da Hem Ortaklık hekimleri, hem de resmi
vizite kâğıdı ile diğer sağlık kurumlarından alınan hastalık izinlerinin bir
aksaklık gibi gösterilmesi ve bu anlamda üyelerimize disiplin cezaları
verilmesi uçucu ekipler üzerinde büyük baskı oluşturmakta, hasta olduğu halde
uçuş görevine devam etme gibi son derece riskli bir çalışma ortamına
zorlamaktadır.
Bu tür
uygulamalar kişisel bir etkiden çok tüm çalışanlar üzerinde baskı oluşturmakta
ve toplumsal bir psikolojik baskıya dönüşmektedir.
Ulusal ve Uluslararası mevzuat bırakın yasal sağlık raporlarını işi aksatmak
olarak görmeyi uçucu ekiplerin kendilerini uçuş
görevine hazır hissetmemeleri halinde
bile o uçuş görevini yerine getirmemekle yükümlü olduklarını açıkça
düzenlemiştir.
İnsan haklarına aykırı olduğunu düşündüğümüz diğer bir konu ise, dünyada
evrensel hukuk ve çalışan hakları yönünden bir ayrımcılık sayılan, fiziksel
görünüşün yorumlanmasının (Boy/Kilo İlişkisi) bir işten çıkarılma tehdidi
olarak sürekli gündemde tutulması KM üyelerimizin moral motivasyonunu dolayısı
ile işini sağlıklı yapmasını temelden olumsuz etkilemektedir.
Bir acil durum halinde uçağın hızlı bir biçimde tahliyesini sağlayabilecek ve
acil çıkışlarla ilgili gerekli işlemleri ve uçak kabininde her türlü görevi
eksiksiz yapabilecek nitelikte olmak uluslararası standartlarda KM için yeterli
şart görülmektedir. Bu konuda ne ulusal mevzuatımız da nede ülkemizin üyesi
olduğu uluslararası sivil havacılık otoriteri (JAA, EASA) mevzuatlarında uçuş
emniyeti yönünden boy/kilo oranı kısıtlaması getiren bir düzenleme
bulunmamaktadır.
THY A.O
tarafından getirilen boy/kilo oranlarının hangi ulusal mevzuat veya bilimsel
kıstaslara göre belirlendiğini bile açıklayamamaktadır.
Yaş, cinsiyet, bünyesel, hatta tespit edilemeyen bazı hormonsal etki
kriterleri, kas ve kemik yapısı, çeşitli sağlık sorunları nedeniyle irade dışı
boy/kilo oranı farklılaşmaları görüldüğü gibi, birçok bilimsel farklı
yöntemlerle yapılan ölçümlerde farklı sonuçlar çıkabilmektedir.
Üyelerimiz bu konuda dilekçelerle gelinen bu olumsuz
şartların son bulmasını talep eden bir imza kampanyası başlatmıştır.
Öncelikle ülkemiz sivil havacılık otoritesi SHGM’nü
uçuş emniyeti açısından bu baskıları ve ayrımcılığı denetleme ve engelleme
görevini yerine getirmeye çağırıyoruz.
Tüm basın
kamuoyu ve uçak yolcularımızı bu konuda duyarlı olmaya ve kendilerinin emniyeti
için özveri ile çalışan Kabin Ekiplerine üzerinde oluşan ve uçuş emniyetini
risk altına sokan bu uygulamalarının son bulması konusunda destek vermeye
çağırıyoruz. Saygılarımızla
Türkiye Sivil Havacılık Sendikası Yönetim Kurulu