Son
Yıllarda Gelişen Komşu Ülkeler Stratejisi ve Ülkemiz İhracat Yapısının Sağlıklı
Bir Şekilde Artması Yönünde Gerçekleştirilen Çeşitli Çalışmalar Kapsamında,
Bölgemiz İhracatçı Firmaları Açısından Önem Arz Eden Pazarlar Oldukları Göz
Önüne Alınarak ve Ülkelerin İçinde Bulundukları Sosyo-Ekonomik Durumlar
Nedeniyle Mevcut Ticari İlişkilerin Korunması ve Güçlendirilmesi Amacıyla
İhracatçılar, Ticaret Müşavirleri ve DTM Temsilcileri Bir Araya Geldi
29 Nisan 2011 tarihinde Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ve
Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun katılımıyla gerçekleşen toplantıya;
Kahire, Cezayir, Trablus, Tunus, Rabat, Şam, Riyad, Bağdat, İskenderiye ve
Dubai Ticaret Müşavirleri, İhracat Genel Müdür Yardımcıları Salih Çiçek ve
Kudret Ceran da katıldı.
Ticaret Müşavirleri “Projektör”
Gibi Yol Gösteriyor
İhracatçı firma temsilcileriyle ticaret müşavirlerinin yaptığı
ikili görüşmelerin ardından gerçekleştirilen 'Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya
İhracatımızda Son Gelişmeler' konulu toplantıda konuşan Bakan Çağlayan, ticaret
müşavirlerinin bilgileri en doğru şekilde yansıtmasının yanı sıra özellikle
KOBİ'lere "projektör" gibi yol gösterdiğini belirtip, işadamlarının
ve sanayicilerinin adeta gözü ve kulakları haline geldiğini ifade etti.
Şu an 89 ülkede, 137 merkezde, müşteri odaklı çalışan 237
ticaret müşavirinin bulunduğunu, bu sayının yılsonuna kadar 250’ye
tamamlanacağını kaydeden Çağlayan, "Sizlerden gelen teşekkür mesajları ve
işlerindeki başarılar nedeniyle, bir çoğunun görev süresini uzatıyorum"
dedi.
Demokrasi Yoksa, O Zenginliğin
Kimseye Faydası Yoktur
Ortadoğu'daki bazı ülkelerde yaşanan gerginliklere de değinen
Çağlayan, şöyle konuştu: "Bu toplantıda konuşulan bölge aslında zor bir
bölge. Türkiye'nin özellikle müteahhitlik sektöründeki önemli bir bölgesi.
Temenni ediyoruz ki, çok daha fazla kan dökülmeden insanlar, beklentilerine
kavuşurlar. Şu çok net ortaya çıkmıştır; dünyanın en zengini olun, tüm madenler
sizin olsun, tüm petrol yatakları sizin olsun, o ülkede insan hakları
oluşmamışsa ve demokrasi yoksa, o zenginliğin kimseye faydası yoktur. O
zenginlik sadece, o ülkelere gelip, zenginlikten faydalanmak isteyenlerin işine
gelecek bir yapıya dönüşür, Bugün şekil A'da görüldüğü gibi. İnsanların ve
Müslümanların birbirini öldürmesi çok üzücü. İnşallah bir an önce aklıselim
olunur. Kendi ticaretimiz açısından önce, öncelikle bu insanların insan
olmasından dolayı üzülüyoruz. Çünkü biz, Yunus Emre'nin dediği gibi yaratılanı
yaradandan ötürü seviyoruz." Ortadoğu'daki birçok ülke ile geçmişten gelen
bir birliktelik bulunduğunun altını çizen Çağlayan, "Mesela Mısır'a
baktığımız zaman, Türkiye'nin Afrika kıtasında en fazla ticaret yaptığı ülke.
200'den fazla işadamımızın yatırım yaptığı bir ülke. Aynı şekilde, diğer
ülkelere baktığımız zaman, bunların tamamı bizim ortak bir tarihimizin olduğu
ülkeler. O yüzden sıkıntıların sona ermesini arzularız" diye konuştu.
Ortadoğu
ve Kuzey Afrika'da Yaşanan İstikrarsızlık,İhracattaki
Artış Trendini Sekteye Uğrattı
Akib Koordinatör
Başkanı Ali Can Yamanyılmaz ise, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan
istikrarsızlığın tekrar toparlanma eğiliminde olan dünya ekonomisi için bir
handikap oluşturduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin özellikle son yıllarda komşu
ve çevre ülkelere yönelik izlediği politikalar sayesinde bölge ülkelerine olan
ihracat önemli ölçüde artmıştır. Ancak yaşanan son jeopolitik süreç bu artış
trendini sekteye uğratmıştır” dedi. Türkiye’nin Mısır’a demir-çelik, tekstil, kimyevi maddeler
ve makine parçaları sattığını ve Mısır’dan da petrol yan ürünleri ithal
ettiğini kaydeden Yamanyılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mısır ile ilgili
firmaların en büyük talebi Mısır’daki yatırımlarının güvence altına
alınmasıdır. Tunus ile de durumumuz Mısır’dakinden farklı değildir. Libya ile
olan ikili ticaretimize bakacak olursak; ithal ettiğimiz ürünlerin ağırlığını
mineral yakıtlar ve yağlar, plastik ve plastik eşyalar, organik ve inorganik
kimyasal ürünler, demir-çelik, gübreler, yün, iplik ve dokumaların çektiğini
görmekteyiz. Libya’dan ithalatımızda mineral yakıtların ithalatının payı yaklaşık % 62’dir. Libya’ya
yönelik ihracatımızı ise önemli ölçüde demir çelik ürünleri oluşturmaktadır.
Libya’da faaliyet gösteren Türk müteahhitlik firmalarının üstlendiği projelerin
tutarı 15 milyar dolar civarındadır. Bunun yanında bölgede 30 bin civarında
Türk işçinin çalıştığı göz önüne alınırsa bölgede yaşanan krizden ülkemizin
etkilendiği görülmektedir.”İhracatçıların “Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya
İhracatımızda Yaşanan Son Gelişmeler” hakkında bilgilendirilmesini teminen
gerçekleştirilen toplantı kapsamında ihracatçılar, ticaret müşavirleri ile
birebir görüşme imkanı da buldu.