Örneğin 2005 yılında üniversiteye
girmiş ve alt sınıflardan ders alan bir öğrenciye sadece bir dönem için 1500
TL’lik bir harç hesaplanmıştır. Yine 2008’de afla üniversitesine dönen bir
öğrenci ise 187 TL’lik harç ile birlikte toplamda yaklaşık 600 TL harç ödemek
zorunda bırakılmıştır.
AKP’nin “vergi affı” olarak sunduğu
torba yasanın içerisinden emekçilerin, kadınların ve gençlerin haklarına
yönelik saldırılar hız kesmeden uygulamaya konulmaktadır. Son örneğini
üniversite harçlarında gördüğümüz uygulama ile AKP milyonlarca üniversite
öğrencisini ve aileleri ciddi bir maddi yükün altına sokmakla kalmayıp,
yükseköğretim sistemini tamamen ticarileştirmiştir.
Bilindiği üzere AKP, torba yasa
değişikliği içerisindeki yükseköğretime dair düzenlemeyi “artık
üniversitelerden atılma kalkacak” diye topluma duyurmuştu. Ancak düzenlemenin
asıl amacının ne olduğu, üniversitelerine kayıt yenilemeye giden öğrencilerin,
bir bütün olarak eğitim hizmeti değil, tek tek ders satın almaları gerektiğini
öğrendiklerinde ve adeta faturalandırılmış harç miktarları ile
karşılaştıklarında anlaşılmıştır.
Durmak Yok Sömürüye Devam!
2011/2174 sayılı ve 30/6/2011 tarihli
Bakanlar Kurulu Kararı’nın 22. maddesi ile daha önceden de uygulanan “üniversitelerin
özellikleri, öğrenim dallarının nitelikleri ve süreleri göz önünde tutularak
fakülte, yüksekokul, enstitü ve bölümler itibarıyla yüzde 30 oranına kadar
artırmaya üniversite yönetim kurulları yetkilidir” düzenlemesi yinelenmiştir. “Her
ile bir üniversite” diyenlerin açtıkları üniversitelerin alt yapı, fiziki
koşulları ve sahip oldukları donanımlar göz önüne alındığında üniversite
yönetim kurullarının harç miktarlarını artırarak maliyetlerini öğrencilerin
üzerinden karşılaması kabul edilebilir bir durum değildir.
Hesaplama Nasıl Yapılmaktadır?
Birçok üniversiteyi kapsayan
araştırmamız, öğrenci işleri daire başkanlıklarının uygulamanın nasıl
gerçekleşeceğine dair bir bilgilerinin olmadığını göstermiştir. AKP, torba yasa
ile farklı konularda düzenlemelere giderek kamuoyunun dikkatini dağıtma
noktasında amacına ulaşmıştır. Birçok öğrencinin değişikliği yeni fark etmesi
dışında, sistemi uygulayacak personel dahi düzenlemelere dair net bir bilgiye
sahip değildir.
Üniversiteden atılmanın kaldırıldığına dönük ifadelerin gerekçesi olarak
sunulan değişikliklerle 2547 sayılı kanunun 44. maddesinin c bendinde ifade
edilen azami süreler ön lisans için dört, lisans için yedi, lisans ve yüksek
lisans derecesini birlikte veren programlar için dokuz, yüksek lisans için üç
ve doktora programları için altı yıl olarak belirlenmiştir.
Bu süreler göz önüne alındığında azami süresi
içindeki öğrenciler için 2547 sayılı Kanunun 46. maddesinin ilgili bendi aşağıdaki değişiklik
gerçekleştirmiştir.
ç. 44
üncü maddenin (c) fıkrasındaki süreler içinde aynı yükseköğretim kurumundaki
öğrenimi sırasında bir derse üçüncü defa kayıt yaptırılması halinde, ilgili
dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra bu maddenin
(c) fıkrasına göre hesaplanan kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim
ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya
öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası, dördüncü defa kayıt yaptırılması
halinde yüzde yüz, beşinci veya daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise
yüzde üçyüz fazlası ile hesaplanır.
Bu değişikliğe göre bir derse üçüncü defa
kayıt yaptırılması halinde başlayan ve sonrasında da yukarıdaki madde hükmünün
uygulandığı bir sistem oluşturulmuştur. Yani bugüne kadar alınan dönemlik katkı
payına ilaveten ayrı bir fiyatlandırma mekanizması kurulmuştur. Katkı payına
eklenen ve katkı payının dönem derslerine oranlamasıyla oluşturulan ve bir
üniversite öğrencisinin kredi başına fiyatlandırma ile bir dersi üçüncü alışta
yüzde 50, dördünce alışta yüzde 100, beşinci veya daha fazla aldığında yüzde
üçyüz şeklinde artan oranlarda fazladan katkı payı ödeyeceği bir sistem
getirilmiştir. Daha açık ifade etmek gerekirse 3. senesindeki bir öğrenci
birinci sınıftan, alttan aldığı ders kredisi oranında katkı payına ilaveten
ayrı bir bedel ödeyecektir.
Azami süresini tamamlamış öğrencilere
uygulanacak olan sistemde ise söz konusu fiyatlandırma oranları daha da artırılarak
yine 2547 sayılı
Kanunun 46. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
d. 44 üncü maddenin (c) fıkrasındaki süreler
içinde öğrenimin tamamlanamaması halinde, her bir ilave ders için kredi başına
ödenecek öğrenci katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için bu
maddenin (c) fıkrasına göre belirlenecek olan kredi başına katkı payı veya öğrenim
ücretinin yüzde yüzü, ikinci defa kayıt yaptırılması halinde yüzde ikiyüzü,
üçüncü defa kayıt yaptırılması halinde yüzde üçyüzü, dördüncü ve daha fazla
defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde dörtyüzü olarak hesaplanır.
Paran Varsa Okursun, Yoksa…
Üniversitede okumanın maddi
yükünün giderek arttığı bir dönemde, yetersiz düzeyde barınma ve burs
hizmetinin veriliyor olması, özellikle alt ve alt-orta sınıfa mensup öğrencileri
okurken çalışmaya itmekte ve kimi zaman iş arayışını yükseköğretim ihtiyacının
önüne geçirmektedir. Başbakan Erdoğan’ın sürekli olarak istatistiklerle
cilaladığı burs ve barınma hizmetinin üniversite öğrencilerinin ihtiyaçlarının
karşılamasından çok uzak olduğu ise su götürmez bir gerçektir. Dolayısıyla
ailesine maddi olarak yük olmak istemeyen ya da harcamalarını karşılamakta
maddi yetersizlik içerisinde bulunan bir gencimiz, daha eğitim-öğretimini tamamlamadan
çalışmak zorunda kalabilmektedir. Ayrıca bu düzenleme ile gençlerimizin,
çeşitli cemaatlerin kontrolü ve denetimi altında bulunan yurtlara mahkum
edilmesi de sağlanmıştır.
Getirilen düzenleme ile böylesi
gerekçelerle derslerinde başarısız olan öğrencilerin içinde bulunduğu durum
daha zorlaştırılmakta ve üzerindeki baskı daha fazla artırılmaktadır. Bu
düzenleme fiili olarak, birçok kişinin katkı payı adı altında toplanan
har(a)çlarla üniversite eğitim-öğretimine son vermeye kadar gidebilecek ve
onları eğitim hakkından mahrum bırakabilecek bir konumdadır. Kaldı ki 2011/2174
sayılı ve 30/6/2011 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2. maddesinde “süresi
içinde katkı payı veya öğrenim ücretini ödemeyenler ve mazeretleri ilgili
yükseköğretim kurumunun yönetim kurulunca kabul edilmeyenler, o dönem için
kayıt yaptıramaz ve öğrencilik haklarından yararlanamaz.” ifadesine yer
verilmiştir.
Öğrenciler Arasındaki Rekabet Kalıcılaştırılmak İstenmektedir
2011/2174 sayılı ve 30/6/2011
tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6. maddesinde ifade edilen “başarı
ortalamasına göre dönem sonu itibarıyla yapılacak sıralamada ilk yüzde 10'a
giren birinci öğretim öğrencileri, bir sonraki dönemde ödeyecekleri öğrenci
katkı payının yarısını öderler” şeklindeki düzenleme ile de öğrenciler
arasındaki rekabetin kalıcılaşması amaçlanmaktadır. Söz konusu piyasalaştırma
mekanizmasının, derslerin öğretim elemanları ile öğrencileri karşı karşıya
bırakma ihtimali ise son derece yüksektir. Nihayet
fatura yine, parasız ve nitelikli yüksek öğrenim hizmeti bekleyen milyonlarca
genç insana olduğu kadar, üniversite emekçilerine, bilim insanlarına da
çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Soruyoruz!
Gerçekleştirilen düzenleme ile
öğrencileri çalışmaya teşvik etmek isteyenlere, “onlar da derslerinden
kalmasın, okullarını zamanında bitirsin” diyenlere soruyoruz:
- Her fırsatta milli iradenin kutsallığından ve
“ileri demokrasiden” bahsedenler üniversite öğrencileri hakkında bir karar
alırken neden onların iradesine başvurmamıştır?
- Yükseköğretime dair izlenen politikalarda üniversite
bileşenlerinin demokratik katılımına neden izin verilmemektedir?
- Maddi imkânları yetersiz olan gençlerimizin okumaya
hakkı yok mudur?
- Kredi Yurtlar Kurumu tarafından verilen burslarla
bir üniversite öğrencisinin bir işe ihtiyaç duymadan Türkiye’nin her
yerinde okuyabilmesi mümkün müdür?
- Akademisyenler ile öğrenciler arasındaki ilişkinin
harçlar üzerinden şekillenebilme ihtimalini oluşturan bir sistemde
eğitimin niteliği zarar görür mü?
- YÖK, üniversiteyi sadece diploma veren meslek
edindirme kursu olarak mı görmektedir?
Bilinmelidir ki sendikamız Eğitim Sen bu uygulamaya karşı gerekli hukuki
adımları atmakla kalmayıp, tüm örgütlü gücüyle parasız ve kamusal eğitim talebi
etrafında mücadelesini sürdürecektir. Eğitim Sen olarak öğrencilerimizin katkı
payı adı altındaki har(a)çlarla müşterileştirilmesine, üniversitelerinişirketleştirilmesine asla izin vermeyeceğiz